| sevsay's profilenefertitiPhotosBlogLists | Help |
|
nefertitiJust because you are a character doesn't mean you have character... February 19 Yine bir Amerika seyahatiAnlaşılan ben blog sahibi olabilecek kişilikte biri değilim, yok işte... yine bir Amerika sonrası tesadüfen benim de bir blog'um olduğunu hatırlayıp bakınca, ufak bir utanç (çok ufak) dalgası kapladı içimi ve ayıp olmasın diye son seyahatimden 1-2 notu unutmamak adına buraya alayım dedim.
Öncelikle artık pasaport kontrolü sırasında işaret parmağı izi almıyorlar... 10 parmağın hepsi de eşit muamele görüyor, 12 saatlik uçuştan sonra bu kadar yakın ilgi ve alaka insana kendini muhteşem hissettiriyor... Bayılıyorum Amerika da pasaport/giriş kontrollerine!
Bu sefer Parsippany, NJ'de yapıldı toplantılar, sanırım bundan sonrada buralarda olacak (elveda Baltimore, Washington DC) En önemli olay Madison Square Garden'da New York Nikcs - Boston Celtics maçı idi, yerler de superdi... çok yorgundum.. itiraf ediyorum, utanç verici ama gerçek 3. periyodun belirli bir bölümü hakkında hiç bir fikrim yok (5-8 dk).., sonrasında da Times Square'deki Hard Rock!!!
eh yeter bu kadar...
June 01 Vantage PointUzun suren cabalar sonucunda izlemek icin vakit ayirabildim nihayet. Tahminlerimden cok uzak cıktıgını itiraf etmeliyim, nedendir bilinmez kafamda filmin kotu olacagina dair siddetli bir inanc durumu mevcuttu. farklı açılardan aynı olayı tekrar tekrar izlemek, puzzle yapar gibi boslukların izledikce doldurulması ve yuksek aksiyon... kesinlikle tam da pazar gunu ihtiyac duydugum turden bir filmdi..
May 16 NorwayIstikamet Loen...
Oslo'dan karayolu ile yaklasik 7 saat suren muhtesem fotograf karelerinin oldugu bir araba yolculugu siddetle tavsiye edilir.. yollar tek serit hiz limiti 80 km|s, hiz olcumunun yapildigi fotograf noktalari onceden bildiriliyor, kisaca 80 ile gidip arkada sonsuza dek uzanan bir konvoy yapip Norvec'de korna yemek cok gerekli degil, biz yasadik biliyoruz:)
marketlerde kahve ve tuvalet hizmeti mevcut, yollarda bulunan dinlenme yerlerindeki tuvaletler zorunlu olmadikca kullanilmamali... kullandik biliyoruz :)
Her yerden sular akiyor, yesillikler arasinda yolculuk ederken birden karla kapli daglar cepecevre sariveriyor sizi; tek gorebildiginiz karlar altinda kalmis evlerin catilari..
daglar delinirmis gercekten 2 adet 4.5 km sonrasinda 2.5 km lik tunellerden gecerek tekrar yesilliklere kavusuveriyorsunuz, inanilmaz bir doga!
Hava kararmadan Loen'e ulasma amaci anlamini yitiriyor; saat 23:00 ve hava kararmaya henuz basladi :)
Hazir kuzeye dogru gitmisken Glacier'i gormek adetten, gercekten goz kamastirici...
Oslo... bambaska, yasanacak yer diye tanimlayabilecegim sayili yerlerin basinda artik. Limanda vakit gecirirken, izlerken akan hayati insan huzur buluyor... biliyorum buldum :)
Vigeland parki mutlaka gorulmesi gereken yerlerin basinda, hayat dongusu daha guzel nasil anlatilirdi bilmiyorum.
devami gelecek ama sonra.. fotograflarla birlikte...
Devami gelecek demisim ama; bunu diyeli cok vakit olmus..yavasca solmaya baslamis hafizamdakiler.. hic olmazsa bir Norveç albumu yapmaliyim fotograflari kaybetmeden once... Barcelona icin hayatimi gecirebilecegim yer derdim, Oslo icin de benzer sekilde hissettim.. March 23 My Blueberry NightsSinematografi ve film muzikleri (mutlaka edinilmeli) tipik WKW tarzinda olmakla birlikte bir WKW filmi olarak vasat, bir hollywood yapimi olarak ise cok basarili... WKW'nin koklerine donmesini tercih ederim ama yine de cok zevkle izledim...
David Strathairn ve Rachel Weisz 'in performanslari uzerine soylenecek fazla bir soz oldugunu sanmiyorum, ozellikle alkolik polis betimlemesi muhtesemdi. Jude law hakkinda yansiz bir yorum yapmam zaten mumkun degil !!!
Elizabeth: So what's wrong with the Blueberry Pie?
Jeremy: There's nothing wrong with the Blueberry Pie, just people make other choices. You can't blame the Blueberry Pie, it's just... no one wants it. Elizabeth: Wait! I want a piece. Katya: Sometimes, even if you have the keys those doors still can't be opened. Can they?
Jeremy: Even if the door is open, the person you're looking for may not be there, Katya. March 09 No Country for Old MenYou can't stop what's coming... You need to call it. I can't call it for you. It wouldn't be fair... February 24 Sweeney Todd : The Demon Barber of Fleet StreetTim Burton - Johnny Depp ikilisinden kötü bir şey çıkmazdı zaten..görüntü, makyaj, kostümler, müzik..hepsi beklentilerimi karşıladı
Carter ve Depp nerdeyse mükemmel bir ikili oluşturmuşlar... her karede ayrı bir fotoğraf...
müzikal açıdan eleştiriler alsa bile yalnızca gotik atmosferin perdedeki yansısı icin bir şans verilmeli
Never Forget.. Never Forgive...
February 21 Invasion of Body Snatchers 1993 yapımı Body Snatchers ...Where you gonna go, where you gonna run, where you gonna hide? Nowhere... 'cause
there's no one like you left... THE END Sonrasında yeniden çevrim 2007 Invasion of Body Snatchers Nicole Kidman'la ve göreceli kötü bir sonla ne yazıkki...1956 ve 1978 çevrimleri bulunmalı mutlaka...93 yapımı da tekrar izlenmeli... Amerika seyahatinden notlar6/2/2008’de sabah 8:00 Ank-Ist ucagi ile baslamasini ongordugum uzuuun yolculugum ankaradaki yogun sis nedeniyle 10:30’a kadar bekleme salonunda gecirilen stressli dakikalarla basladi; kaciracagimdan nerdeyse emin oldugum New York ucagina yetismemiz kafamda kurdugum felaket senaryolarini gecersiz hale getirse de yapacak bi sey yoktu...Koltuguma yerlestim ve sarap servisini beklemeye basladım J
New York – Aberdeen arası her zamanki gibi, ama ilgilinç bu sefer ayığım – nasıl olduğunu bende anlamadım-
Clarion Hotel : Red Roof’dan sonra cennet gibi... Diamonds night club benim otelimde yaşasın
Hafta sonu : Baltimore; tabiki planladigim gibi sanat müzesi falan gezmedik.. Phili; burda da durum farklı değil, Frida sergisi zaten ben döndükten sonraymış, ama birde hastayım, huysuzum offf.
Toplantı haftası : Toplantılarrrrr...............
Ve... eve dönüş.... ucakta tek bir boş yer bile yok, tek kişilik koltukta kabus gibi bir 10 saat.. İst-ank arasi : yine uzunca bir beklemeden sonra ucaga bindik, “dutch roll mode” neymis ogrendim.. Ve sonunda ankara...boyumdan buyuk 2 valizle tek basima evime dondum..
Dusundum de bayağı yorulmusum.. Bir son daha.. February 11 APG, Building 330, MDAz once Umit'in blogunu okurken nasil da utandim, sozde benim de space im var der dururum. bi baktim en son giriş son amerika seyahatim, bu durumda anlamlı olsun diye cook eglenceli devam etmekte olan bir toplantidan yine amerika girisi yapayım dedim..Ken'in eglenceli sunuslarindan birini dinlemekteyiz, yeni bir sözcük ogrendim "obfuscation"
eh en azindan yeni bir entry im oldu, icerik yok ama sonuca bakalım lütfen :)
October 06 Amerika Eylul 2007Son Amerika seyahatinden ufak notlar; ilerde unutma ihtimaline karsilik...
15 eylul : ankara-munich-los angeles-san diego
los angeles-san diego arasını pek hatırlayamasamda cok muhtemel arabayı Umit kullaniyordu ve arada uyanik oldugu anlar vardi, eminim cunku bir ara yangin ve duman vs gibi seylerden bahsettik :)
- san diego ile ilgili mutlaka belirtilmesi gerekenler : The Little Fish Market, Rei do gado, Anthony's Fish Grotto... ne soyleyebilirim ki +4 kg der susarım
5 gunluk Jan Roskam'dan alınan egitimin zevki de bambaşka..
22 eylul : los angeles
23 eylul : los angeles - oklahoma city
50$ excess bagaj, OKC'de unutulması imkansiz saatler :) isimlerini burada aciklamanin uygun olmayacigini dusundugum savunma sanayiimizin guzide muhendislerinin imkansizi basarip 4 saat bekledikleri ucagi kacirmalari sonucu yasanan travmalar..
24-28 eylul : tam bir kovboyum artık, adim Pearl Heart.
29 eylul : lawton-oklahoma city-chicago-munich-ankara hattı ve en sonunda 30 eylul evimdeyim..
chicago-munich arasi şarap 5$ ona gore... United Airlines saolsun, neyseki acliktan olmek uzereyken munich'e varabildik..
|
|
||||||||||||||||||||
|
|